top of page

HAFTANIN ÖRNEK VİCDAN DAVRANIŞI

“Çünkü kimse İnmiyordu!”


Vicdan Vakfı gönüllüleri olarak her hafta dünyadan bir vicdan davranışını seçiyor ve görünür kılmaya çalışıyoruz. Bu hafta gönüllülerimizin oylarıyla seçilen davranış, Artvin’in Borçka ilçesinde dereye düşerek akıntıya kapılan 11 yaşındaki Eslem Yenilmez’in kurtarılması sırasında gösterilen insanî ve vicdani sorumluluk oldu.

Bu haftanın vicdan kahramanları: Kemal Ateş ve Okan Solmaz.

Ne Olmuştu?

12 Mayıs 2026’da Artvin’in Borçka ilçesine bağlı Aksu Mahallesi’nde 11 yaşındaki Eslem Yenilmez dereye düştü. Akıntı onu sürüklemeye başladı. Çevredeki insanlar bağırışları duyup toplandı. Sağlık ve itfaiye ekiplerine haber verildi.


Fakat o an, ekiplerin gelmesini beklemekle çocuğa ulaşmak arasında çok kısıtlı bir zaman vardı. Derenin etrafındaki yüksek istinat duvarları müdahaleyi zorlaştırıyordu. Aşağıda akıntıya kapılmış bir çocuk, yukarıda ise korku ve telaş içinde ne yapacağını bilemeyen insanlar vardı.


O sırada Kemal Ateş mahalleden geçiyordu. Kızını kursa bırakmıştı. İnsanların koştuğunu, ambulans seslerini duyunca durdu. Bir çocuğun dereye düştüğünü öğrenince olay yerine yöneldi.


Önce köprünün alt tarafına baktı, çocuğu göremedi. Karşı tarafa geçince Eslem’i suda yüzüstü halde fark etti. Sonrasını anlatırken şu cümleyi kurdu:

“En fazla ne olur ki diye düşünüp atladım.”

Bu cümle ilk bakışta bir gözü karalık gibi duyulabilir. Fakat Kemal Ateş eski bir askeri dalgıçtı. Askerliğini Kurtarma ve Sualtı Komutanlığı’nda yapmıştı. Suyu, akıntıyı ve böyle anlarda paniğe teslim olmadan hareket etmeyi bilen biriydi.


Lakin bu, onun cesaretini küçültmez. Aksine, o an gösterdiği soğukkanlılığın arkasında yıllar önce aldığı eğitimin ve kendine hâkim olabilme becerisinin bulunduğunu gösterir.


Ateş suya girdi, Eslem’e ulaştı ve onu kıyıya çıkardı. Ardından 112 görevlilerinin telefondaki yönlendirmesiyle ilk müdahaleyi yaptı. Suni teneffüs ve kalp masajından sonra Eslem’in tepki vermesi, orada bekleyen herkes içine soğuk bir su serpti ve herkes rahat bir nefes aldı.


Fakat o derede bir kişi daha vardı.

Okan Solmaz.

Bölgede esnaf olan Solmaz, bağırışları duyunca dükkânından çıkıp olay yerine koştu. Aşağıda Eslem vardı. Yukarıda ise kalabalık.

Okan Solmaz da aşağı indi.


Ama onun hikâyesindeki küçük gibi görünen ayrıntı, aslında bu davranışı ayrı bir yere koyuyor:

Okan Solmaz yüzme bilmiyordu.

Yüksek istinat duvarından demirlere tutunarak dere yatağına indi. Suya hâkim değildi. Akıntıya karşı ne yapacağını bilen biri değildi. Kendi açısından bakıldığında, indiği yer onun için de tehlikeliydi.


Neden indiğini anlatırken söylediği cümle ise bu olayın vicdani merkezini tek başına taşıyor:

“Çünkü kimse inmiyordu.”

Bu cümle üzerinde durmak gerekiyor.

“Ben cesurum” demiyor.

“Ben kurtardım” demiyor.

“Ne yapacağımı biliyordum” demiyor.

Sadece “Kimse inmiyordu” diyor.

Bazen vicdan tam da böyle bir yerde kendini belli eder. İnsan, yapabileceğinden emin olduğu için değil; kimsenin bir şey yapmadan beklemesine dayanamadığı için adım atar.

Neden Bu Davranış Seçildi?

Bu davranış, yalnızca bir çocuğun hayatı kurtarıldığı için seçilmedi. Elbette Kemal Ateş’in suya girip Eslem’e ulaşması başlı başına kıymetliydi. Fakat bu olayda bizi asıl düşündüren şey, iki farklı cesaretin aynı anda görünür olmasıydı.


Kemal Ateş, bildiği bir tehlikenin içine girdi. Okan Solmaz ise bilmediği bir tehlikenin eşiğine indi.


Biri eğitimin, soğukkanlılığın ve tecrübenin gereğini yaptı. Diğeri, elinde böyle bir güvence yokken, kalabalığın bekleyişine razı olmadı. Bu yüzden olay sadece bir kurtarma hikâyesi olarak değil, vicdanın farklı yüzlerini gösteren bir davranış olarak seçildi.


Olaydan sonra Kemal Ateş’in takdir edilmesi yerindeydi. Bir çocuğun hayatına yetişti. Fakat Okan Solmaz’ın daha az konuşulan tavrı da hatırlanmaya değerdi. Çünkü iyilik bazen öne çıkmaz, kendini anlatmaz, alkış istemez. Sadece yapılması gereken yerde durur ve yapılması gerekeni yapar.


Borçka’da o gün Eslem’i kurtaran yalnızca bir kişi değildi. Suya giren, aşağı inen, halat uzatan, telefonda yönlendiren, sedyeyi taşıyan herkes o hayatın etrafında birleşti. Ama bu haftanın vicdan davranışı olarak özellikle şunu görmek istedik:

Bir insan, yüzme bilmeden de insanlığın kıyısında beklememeyi seçebilir.


Dileriz ki bu olay bize, vicdanın sadece üzülmek, dua etmek ya da iyi dilekte bulunmak olmadığını hatırlatır. Bazen vicdan, korkuya rağmen bir adım atmaktır. Bazen de kimsenin inmediği yere, elinden geldiği kadar inmektir.

Umarız Kemal Ateş’in soğukkanlı cesareti ve Okan Solmaz’ın sessiz inisiyatifi hepimize sirayet eder. Bir can tehlikedeyken herkesin kendi imkânı, bilgisi ve cesareti ölçüsünde iyiliğe katıldığı bir dünya dileğiyle.

Bir sonraki yazıda görüşmek üzere.


Son Yazılar

Hepsini Gör
HAFTANIN ÖRNEK VİCDAN DAVRANIŞI

Uçamayan Bir Kuşu Yeniden Gökyüzüyle Buluşturan Şefkat Dolu Bir Yürek Vicdan Vakfı gönüllüleri olarak her hafta dünyadan bir vicdan davranışını seçiyor ve görünür kılmaya çalışıyoruz. Bu hafta gönüllü

 
 
 
HAFTANIN ÖRNEK VİCDAN DAVRANIŞI

Peşaver'den dolaşıma giren bir ekmek-adalet hikâyesi ve onu paylaşan milyonların sessizce dile getirdiği özlem Vicdan Vakfı gönüllüleri olarak her hafta dünyadan bir vicdan davranışını seçiyor ve görü

 
 
 

Yorumlar


bottom of page