top of page

HAFTANIN ÖRNEK VİCDAN DAVRANIŞI

Ekmek Teknesi Yanınca Üç Köy Bir Oldu

Vicdan Vakfı gönüllüleri olarak her hafta dünyadan bir vicdan davranışını seçiyor ve görünür kılmaya çalışıyoruz. Bu hafta gönüllülerimizin oylarıyla seçilen davranış, Diyarbakır’ın Ergani ilçesinde biçerdöveri yanarak kullanılamaz hâle gelen bir tarım emekçisini yalnız bırakmayan Han, Bereketli ve Ahmetli köyleri sakinlerinin sergilediği örnek dayanışma oldu.



Ne Olmuştu?

Temmuz 2026’nın ortalarında, Yozgat’tan Diyarbakır’ın Ergani ilçesine mevsimlik hasat çalışması için gelen biçerdöver sahibi Fikret Bolat, Han köyü sınırlarında bulunan bir buğday tarlasında ekin biçiyordu. Hasadın en yoğun olduğu günlerden birinde biçerdöver, aşırı sıcakların ve ağır çalışma şartlarının etkisiyle aniden alev aldı.


Köylüler yangını fark eder etmez yardıma koştu. Alevleri söndürmek için büyük çaba gösterildi; ancak yangın kısa sürede bütün makineyi sardı. Yapılan müdahalelere rağmen biçerdöver tamamen kullanılamaz hâle geldi ve geriye yalnızca yanmış bir demir yığını kaldı.

Fikret Bolat için yanan şey yalnızca pahalı bir tarım makinesi değildi. O biçerdöver, ailesinin geçim kaynağı ve geleceğini üzerine kurduğu en önemli çalışma aracıydı. Üstelik makineyi kısa süre önce 60 bin avroya satın almış, bunun yalnızca 15 bin avroluk kısmını ödeyebilmişti. Geriye kalan 45 bin avroluk borç ise makine yanmış olmasına rağmen ödenmeyi bekliyordu.

Yangının ardından bir köşeye çekilip ağlayan Fikret Bolat’ın çaresizliğini gören köylüler bu ağır tabloya kayıtsız kalmadı. Han köyü sakinleri, köy kahvehanesinde kendi aralarında para toplamaya başladı. Kısa sürede başlatılan yardım hareketi Bereketli ve Ahmetli köylerine de yayıldı. Herkes kendi imkânı ölçüsünde katkıda bulundu. Kimi nakit para verdi, kimi çeyrek altınını bağışladı. Köy kadınlarının ziynet eşyalarıyla kampanyaya katılması, dayanışmanın yalnızca birkaç kişinin girişimi olarak kalmadığını; bütün köy halkı tarafından benimsendiğini gösterdi.


Sonuçta köylüler, 800 bin Türk lirasını aşan nakit para ve altını bir araya getirerek Fikret Bolat’a teslim etti. Toplanan miktar yeni bir biçerdöver almaya yetmiyordu; ancak yanan makineden kalan büyük borcun önemli bir bölümünü karşılayacak ve yeniden ayağa kalkabilmesi için ona ciddi bir destek sağlayacaktı.


Kampanyanın öncülerinden Ali Kaya Talay, yaşananları şu sözlerle anlattı:

“Bu biçer benim yanıma geldi çalıştı, sonra sıcaktan ateş aldı. Kahveye geldi, insanlarımız kahvenin önünde para topladı. Çevre köylere de gittik. Onlar da bize gönderdi. 800 bin lirayı aşkın para verdik ve yolcu ettik gitti.”

Köy sakinlerinden Hacı Hıdır Dolu ise kadınların katkısını hatırlatarak şöyle konuştu:

“Bizim köyde herkesten Allah razı olsun, yangına koştuk, maalesef söndüremedik. Elimizden geleni biz yaptık. Parayı topladık. Bayanlarımız çeyrek altın verdi.”

Fikret Bolat’ı yangından sonra gören Mehmet Yel’in sözleri ise yaşanan kaybın insani boyutunu açıkça ortaya koyuyordu:

“Geldim, biçercinin hâlini gördüm, perişandı. Baktım bir köşede oturmuş ağlıyor. Herkes elinden geleni yapmaya çalıştı.”



Neden Bu Davranış Seçildi?

Bu olayda dikkat çeken ilk unsur, yardım edilen kişinin köylülerin yakını, akrabası veya hemşehrisi olmamasıdır. Fikret Bolat, Yozgat’tan yalnızca çalışmak için Diyarbakır’a gelmişti. Köylüler onun geçmişini, ailesini veya hayatındaki bütün ayrıntıları bilmiyordu. Bildikleri tek şey, emeğiyle geçinen bir insanın bir anda bütün çalışma aracını kaybettiği ve ağır bir borçla baş başa kaldığıydı.

Onları harekete geçiren de tam olarak bu oldu.

Bir insanın başına gelen felaketi yalnızca seyretmekle yetinmediler. Yardım etmeyi bir kurumdan, resmî makamdan veya başka birinden beklemeden kendi aralarında örgütlendiler. Böylece vicdanın yalnızca üzülmekten veya iyi dileklerde bulunmaktan ibaret olmadığını; gerektiğinde sorumluluk almak ve somut bir katkı sunmak anlamına geldiğini gösterdiler.


Bu davranışın bir başka önemli yönü de yapılan fedakârlıktır. Yardım edenlerin tamamı varlıklı insanlar değildi. Onlar da geçimlerini tarımdan sağlayan, masrafları ve borçları bulunan köylülerdi. Buna rağmen kendi imkânlarından vazgeçerek başka bir insanın yükünü hafifletmeyi tercih ettiler. Kimi para verdi, kimi yıllardır sakladığı çeyrek altını ortaya koydu. Tek tek bakıldığında sınırlı görülebilecek yardımlar, bir araya geldiğinde büyük bir desteğe dönüştü.


Burada vicdanı görünür kılan şey, yalnızca 800 bin liranın toplanması değildir. Asıl değerli olan, köylülerin Fikret Bolat’ın kaybını “Bizi ilgilendirmez.” diyerek görmezden gelmemesidir. Onun yaşadığı çaresizliği fark etmiş, kendilerini onun yerine koymuş ve yapabilecekleri kadarını yapmışlardır.

Ayrıca bu dayanışma, imece kültürünün günümüzde de canlı olduğunu göstermesi bakımından önemlidir. İmece yalnızca ortak bir işi birlikte yapmak değildir. Bir kişinin tek başına taşıyamayacağı bir yükü, birçok insanın omuz omuza vererek hafifletmesidir. Han, Bereketli ve Ahmetli köylerinde yaşanan da bunun güçlü ve somut bir örneğidir.

Köylüler Fikret Bolat’ın bütün zararını karşılayamadı. Yanan makinenin yerine yenisini alamadı. Fakat ellerinden gelenin sınırlı olması, onları hiçbir şey yapmamaya yöneltmedi. Sahip oldukları imkânları bir araya getirerek onun yükünün önemli bir kısmını paylaştılar.

Bu nedenle Erganili köylülerin sergilediği dayanışma, gönüllülerimiz tarafından bu haftanın örnek vicdan davranışı olarak seçildi.

Dileriz ki bu dayanışma, bir insanın başına gelen felaketi yalnızca onun şahsi meselesi olarak görmeyen daha duyarlı bir toplum anlayışının güçlenmesine vesile olur. Umarız hiçbir insan, ekmek teknesini veya geçim kaynağını kaybettiğinde kendisini tamamen yalnız hissetmez.


Bir sonraki haftanın örnek vicdan davranışında görüşmek üzere…



Yorumlar


bottom of page