Sağlamcılıkla Yüzleşmek: Aziz Gülhan Vicdan Vakfı’nda Engelli Haklarını Anlattı
- İletişim
- 2 saat önce
- 2 dakikada okunur
Vicdan Vakfı, 10 Ocak 2026 Cumartesi günü genel merkezinde hem salonda hem de YouTube üzerinden canlı yayımlanan önemli bir buluşma gerçekleştirdi. Otizmli bir kız çocuğu babası olan araştırmacı-yazar ve aynı zamanda vakfımızın gönüllülerinden Aziz Gülhan, “Sağlamcılıkla Yüzleşmek ve Engelli Hakları” başlıklı konuşmasında katılımcıları rahatsız olmaya, yani gerçeklerle yüzleşmeye davet etti.

Gülhan önce kendini görsel olarak betimledi; bunun, özellikle görme engelliler için bir saygı ve erişilebilirlik meselesi olduğunu vurguladı. Ardından elindeki kar tanesi pankartını göstererek şu soruyu sordu: “Bu kar tanelerinden hangisi daha makbul, daha normal?” Doğadaki hiçbir kar tanesinin diğerinden üstün olmadığını, ama insan söz konusu olduğunda “makbul beden” ve “normal zihin” icat edildiğini söyledi.
Konuşmanın devamında sağlamcılığın köklerini, sanayi devrimiyle birlikte “işe yaramayan” yoksulların, delilerin ve engellilerin topluma kapatılmasıyla ortaya çıkan öjeni düşüncesine bağladı. Nazi kamplarındaki öjenik deneyleri hatırlattı; körlerin, sağırların, sakatların “toplumu bozdukları” iddiasıyla hedef haline getirildiğini anlattı. Bugün öjeninin açıkça savunulamadığını, ama “iyi niyetli” görünen sağlamcı bakışlarla yaşamaya devam ettiğini söyledi.
Gülhan, tıbbi modelin engelliyi “tedavi edilmesi gereken kusur” olarak gördüğünü; buna karşı geliştirilen sosyal modelin ise sorunu bireyde değil, toplumun tasarımında aradığını anlattı. Rampa olmayan binaları, erişilemeyen okulları, otizmli ve down sendromlu çocuklara göre düzenlenmemiş sınıfları örnek vererek “Engellilik çoğu zaman beden değil, bariyer meselesidir.” dedi.
Medyanın sıkça ürettiği “fedakâr anne ve engelli çocuk” haberlerini de eleştirdi. Bu tür hikâyelerin kamusal bakım, nitelikli eğitim ve erişilebilirlik eksikliğini görünmez kıldığını, bütün yükü yalnız bırakılmış annelerin “sabır ve fedakârlığına” yıktığını söyledi. “Bu haberler, sistemin sorumluluğunu perdeleyip yoksulluğu ve tükenmişliği normalleştiriyor.” dedi.
“Biz melek değiliz, Joe Black değiliz.” diyen Gülhan, “melek, cennetlik” gibi ifadelerin de aslında bu dünyadaki hak taleplerini erteleyen bir dil olduğunu belirtti: “Bizi pohpohlamayın, bize acımayın. Bize haklarımızı verin.” Sık duyulan “hepimiz birer engelli adayıyız” cümlesinin de bugünün engellisini görünmez kıldığını ekledi.
Etkinlik, Gülhan’ın “Hepimiz az ya da çok sağlamcıyız; önemli olan bunu fark edip yüzleşebilmek.” çağrısıyla sona erdi. Vicdan Vakfı’nın ev sahipliğini yaptığı bu buluşma, engelliliği yardım ve acıma çerçevesinden çıkarıp hak ve eşitlik düzlemine taşıyan güçlü bir hatırlatma oldu.
Tam konuşmanın kaydına YouTube üzerinden ulaşılabiliyor:




Yorumlar