top of page

Kim İnsan? Kimin İnsan Olduğuna Kim Karar Veriyor? Hangimiz Öteki? Hangi Ötekiyi, Hangi Damgayla Damgalarsak Artık İnsan Sayılmıyor?



Fatma öğretmenin havuz medyasında servis edilen fotoğrafına bir fotoğrafa ne kadar bakılabilirse o kadar uzun baktım. Nefesim kesilerek, gözlerim dolarak baktım, baktım…

Fatma Aşık, Temmuz 2016'da Nevşehir Halk Eğitim Merkezi'ne dikiş-nakış öğretmeni olarak atandı. Sınıfının kapısını bir kez bile açamadı. 1 Eylül 2016 tarihli 672 sayılı KHK ile kamu görevinden ihraç edildi. Mesleğinden geriye eline hiç geçmeyen bir atama yazısı kaldı.

5 Ekim 2016'dan bu yana hakkında yakalama kararı vardı. 14 Ağustos 2026'da Edirne'de gözaltına alındı. Nevşehir 2. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmanın ardından tutuklandı. L Tipi Cezaevi'ne gönderildi.

On yıl. Bir insanın hayatından, özgürce yaşayabileceği on yıl, bir iddianamenin gölgesinde eridi.


Asıl yara bundan sonra açıldı.

Jandarma yerleşkesinde çekilen fotoğrafları basına servis edildi. Hakkında kesinleşmiş tek bir mahkumiyet hükmü bulunmayan bu kadın, iktidara yakın yayın organlarında "kadınların il imamı" etiketiyle sunuldu ve yazının devamında "kadın adliye il imamı" dlyerek adeta bir terör elebaşı yakalanmış gibi teşhir edildi. Hiçkimse korkmuş, çaresiz bir kadının fotoğrafı, onuru hiçbir manşetin malzemesi olamaz demedi.


Anayasa'nın 38. maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6/2. maddesi açıktır: Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar kimse suçlu sayılamaz. Teşhir, mahkeme kararının yerine geçmez. Yalnızca cezayı, hüküm verilmeden, milyonların gözü önünde infaz eder. Ve o infazın izi, yıllar sonra beraat kararı gelse bile silinmez. Çünkü beraat kararı manşet olmaz; teşhir fotoğrafı ise bir daha hiçbir arama motorundan silinmez.


Hukuk, adalet, vicdan bunun neresinde?

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi bu soruya iki kez, en yüksek sesle cevap verdi.

Yüksel Yalçınkaya / Türkiye (Büyük Daire, 26 Eylül 2023) kararıyla Mahkeme, sıradan günlük faaliyetlerin — bir banka hesabı, bir dernek üyeliği, bir gazete aboneliği, bir sohbet toplantısı — kişisel cezai sorumluluğun kanıtı sayılamayacağını ortaya koydu. Yasak / Türkiye (Büyük Daire, Başvuru No. 17389/20, 5 Mayıs 2026) kararıyla ise Mahkeme bu çizgiyi pekiştirdi: Terör örgütü üyeliği mahkûmiyetlerinde suçun manevi unsuru, kişinin kendi durumu ve ilgili zaman dilimi bakımından somut olarak ortaya konmadıkça AİHS'in 7. maddesi ihlal edilmiş olur. Mahkeme ayrıca tutulma koşulları nedeniyle 3. maddenin de ihlal edildiğine hükmetti. "Kanunsuz suç ve ceza olmaz" ilkesi, sözleşme'nin çekirdeğidir.

Türkiye bu kararlara uymakla yükümlüdür. Bu bir takdir yetkisi değil, hukuki bir borçtur.


AİHM kararları uygulansaydı, Fatma Aşık bugün Edirne L Tipi Cezaevi'nde değil, özgür bir hayatın içinde olacaktı.


Fotoğrafın arkasındaki gerçek!

Bugün teşhir edilen sadece Fatma Aşık değildir. Masumiyet karinesidir. Bir kadının onurudur. Bu ülkenin vicdanıdır.


Bir insanın onuru, bir manşetin malzemesi haline getirildiğinde, orada kaybeden yalnızca o insan değildir. Kaybeden, o toplumun adalet duygusudur. Bir kadının fotoğrafı üzerinden kurulan her cümle, aslında hepimizin sığındığı masumiyet karinesini biraz daha aşındırır. Bugün onun başına gelen, yarın herhangi birimizin başına gelebilir çünkü bu çizgi bir kez aşıldığında artık kimse güvende değildir.


Sınıfına hiç giremeden mesleği elinden alınmış bir kadın.Teşhir edilen bir kadın, bir eş, bir anne. O karede tutuklu bir "sanık" yok; hâlâ hükmü kesinleşmemiş, hakkında yalnızca bir iddia bulunan bir insan var. "Başörtüsü" edebiyatı yapan, kendini "muhafazakâr" diye tanımlayan kimselere soruyorum: Başörtülü, namazlı, abdestli yüzbinin üzerinde kadın bu topraklarda daha önce savaşlarda bile görülmemiş bir düşman hukuku ile gözaltına alındı, tutuklandı. Yahudilerin damgalanması gibi "Fetöcü"damgasını vurduğunuz o kadınlar bir canlı, bir insan ve sizinle aynı dine ve aynı Allah'a inanıyorlar. Kim insan? Kim bu vasfı hak etmiyor? Kimin insan olduğuna kim karar veriyor? Hangimiz öteki? Hangi ötekiyi hangi damgayla damgalarsak artık insan sayılmıyor?


Fatma Aşık'ın fotoğrafı üzerinde tepinmek sizi daha mı dindar yapıyor? Bir kadına "FETÖ'cü" damgası vurulunca her türlü aşağılama, her türlü hakaret serbest mi oluyor? AİHM kararları uygulansa beraat edecek, kendi ülkesinde özgürce yaşayabilecek korkmuş ve çaresiz bir kadının onurunu bu kadar kolay kırmanın, bu kadar düşmanca bir dil kullanmanın, inandığınızı söylediğiniz dinde yeri neresidir?



Bir fotoğrafa ne kadar uzun bakılabilirse o kadar baktım. İçim yanarak, nefesim daralarak. Fatma Hanım'la empati kurdum. Şairin "Bir kapı önündeyim; girsem suç, gitsem ayaz" dediği yerde duran bir insan gördüm. Çaresizlik gördüm, korku gördüm. Sınıfına hiç giremeden mesleği elinden alınmış, on yıl boyunca bir kapının önünde beklemiş bir kadın gördüm. O gece çekilen fotoğrafı kim gördü, kim yapmayın ayıptır dedi, kim üstünde tepindi? Kim sustu?


Nesrin Saydam


 
 
 

Son Yazılar

Hepsini Gör

1 Yorum


Hüsamettin UĞUR
Hüsamettin UĞUR
6 saat önce

Teşekkürler Nesrin Hanım...

Teşekkürler Vicdan Vakfı...

Sizler sayesinde "insanlık ölmemiş, bütün vicdanlar kararmamış" diyebiliyoruz.

Beğen
bottom of page