Vicdan Vakfı’nda Tutsak Çocuklar Paneli Gerçekleştirildi
- İletişim
- 58 dakika önce
- 3 dakikada okunur
Vicdan Vakfı tarafından Ankara’da düzenlenen Tutsak Çocuklar Paneli, anneleriyle birlikte cezaevlerinde kalan küçük çocukların maruz bırakıldığı görünmeyen mağduriyetleri kamusal tartışmanın merkezine taşıdı. Panelin moderatörlüğünü ve açılış konuşmasını yapan Vicdan Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı ve Milletvekili Dr. Ömer Faruk Gergerlioğlu, meselenin uzun süredir görmezden gelinen ağır bir insan hakları sorunu olduğuna dikkat çekti. Gergerlioğlu, “Ben bu meseleyi çok yakından takip ediyorum. Cezaevlerini ziyaret ettiğimde o çocukları görüyorum; annelerinin eteğine tutunmuş, o demir kapıların, gri duvarların arasında koşturmaya çalışıyorlar. O çocukların bakışlarındaki mahzunluk aslında hepimizin ayıbıdır” dedi.
Gergerlioğlu, çocukların en kritik gelişim döneminde hapishane koşullarına maruz bırakıldığını belirterek şu çağrıyı yaptı: “Bir çocuğun beyin gelişiminin %80’i 0-6 yaş arasında tamamlanır. Siz bu yaşlardaki bir çocuğu oyuncağı olmadan, meyve yemeden, betonun içinde tutarsanız o çocuğun geleceğini çalmış olursunuz. Adalet Bakanlığı’na sesleniyoruz: İnfaz erteleme yasasını uygulayın. Bu çocukları bu hapishane sarmalından kurtarın.”
Panelde paylaşılan verilere göre, Türkiye cezaevlerinde 0-6 yaş arası 891 çocuk anneleriyle birlikte yaşıyor. Vicdan Vakfı’nın hazırladığı rapor, cezaevlerinin fiziksel koşullarının yetersizliğinin ve temel ihtiyaçlara erişimde yaşanan eksikliklerin çocukların gelişimini olumsuz yönde etkilediğini ortaya koyuyor. Uzmanlar ve hak savunucuları, çocukların cezaevinde kalmasının yalnızca vicdani değil, aynı zamanda yasal bir sorun olduğunu belirterek acil çözüm çağrısı yapıyor.
Araştırmanın sunumunu yapan sosyolog Dr. Yasemin Ceylan, Vicdan Vakfı’nın hazırladığı raporun anketler, tanıklıklar, mektuplar ve gözlemlerden oluşan çoklu bir veri setine dayandığını anlattı. Rapordaki verilere göre, çocukların %74,2’si yaşlarına uygun gıdaya, süte ve taze meyveye erişemiyor. Ayrıca kişisel temizlik ve hijyen malzemelerine ulaşım konusunda da büyük bir yetersizlik yaşanıyor. Ceylan, çocukların cezaevinde anneleriyle birlikte fiilen görünmez bir cezalandırmaya maruz kaldığını vurgulayarak, bunun yalnızca bugünü değil, çocukların tüm gelişim seyirlerini etkilediğini ifade etti.
Raporda dikkat çeken bir diğer başlık ise cezaevlerinin fiziksel yapısı oldu. Buna göre koğuşların %94’ünde çocukların oyun oynayabileceği tek bir alan dahi bulunmuyor. Çocuklar günün neredeyse tamamını beton zeminler üzerinde geçirmek zorunda kalıyor. Ayrıca cezaevlerinin %90’ı kapasitesinin üzerinde dolu, %88’inde ise sıcak su ve ısınma problemleri yaşanıyor. Bu tablo, çocukların yalnızca özgürlükten değil; oyun, hareket, sağlık, hijyen ve güvenli gelişim ortamından da mahrum bırakıldığını gösteriyor.
Panelin araştırma ayağında söz alan sosyolog Dr. Yasemin Ceylan, Vicdan Vakfı Tutsak Çocuklar Çalışma Grubu’nun yürüttüğü araştırmanın bulgularını paylaştı. Ceylan, çalışmanın yalnızca anket verilerine değil; annelerin mektuplarına, tanıklıklara, gözlemlere ve farklı kaynaklardan derlenen çoklu bir veri setine dayandığını ifade etti. 100 kişiyle yapılan anket çalışması üzerinden aktarılan bulgular, özellikle 0-6 yaş aralığındaki çocukların cezaevi koşullarında gelişimsel açıdan ciddi risklerle karşı karşıya olduğunu; dil gelişiminden ince motor becerilere, psiko-sosyal iyilik halinden güven duygusuna kadar birçok alanda kalıcı etkiler oluşabildiğini ortaya koydu. Ceylan, anneleriyle birlikte cezaevinde kalan çocukların fiilen işlemedikleri bir suçun sonuçlarını yaşadığını belirterek bunun “zımni bir cezalandırma” anlamına geldiğine dikkat çekti.
Hukuki ve hak temelli değerlendirmeler bölümünde katkı sunan Av. Gamze Yentür, cezaevlerindeki çocukların durumunun yalnızca bireysel mağduriyetler üzerinden değil, yapısal bir hak ihlali rejimi içinde değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Daha önce tutsak çocuklara oyuncak ulaştırma ve mahpuslardan gelen mektuplar üzerinden yürütülen dayanışma çalışmalarına değinen Yentür, çocuklara yönelik kimi en temel ihtiyaçların dahi “güvenlik” gerekçesiyle sınırlanabildiğini; çocuk haklarına ve Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelere rağmen uygulamada ciddi boşluklar bulunduğunu ifade etti.
Medya, görünürlük ve saha deneyimi boyutunda konuşan Yasemin Kök, çocuk adalet sistemi ve çocuklarla ilgili saha çalışmalarından hareketle, cezaevlerinde büyüyen çocukların toplumda yeterince görünür olmadığını söyledi. Kök, bu alandaki görünmezliğin yalnızca hukuki değil, aynı zamanda toplumsal ve vicdani bir sorun olduğunu vurgulayarak, çocukların hikâyelerinin medya ve kamuoyu nezdinde daha görünür hale gelmesinin farkındalık üretmek açısından hayati önemde olduğunu ifade etti.
Panele çevrim içi bağlanarak tanıklığını paylaşan Av. Elif Özge Hendekçi ise, üç aylık bebeğiyle tutuklandığını ve kızının 5,5 yaşına kadar cezaevinde kaldığını anlatarak, bir annenin cezaevi koşullarında çocuk büyütmesinin ne denli ağır sonuçlar doğurduğunu kendi yaşam deneyimi üzerinden aktardı. Hendekçi’nin sözleri, araştırma verileriyle tanıklığın nasıl iç içe geçtiğini ve sorunun yalnızca istatistiklerden ibaret olmadığını bir kez daha gösterdi.
Çocukların gelişimsel ve psiko-sosyal riskleri üzerine değerlendirmelerde bulunan Ali Dolgunyürek de, anneleriyle birlikte kapatılma deneyimi yaşayan çocukların yalnızca bugünü değil, geleceği de etkileyecek kırılganlıklar taşıdığına dikkat çekti. Panel boyunca dile getirilen ortak vurgu, cezaevlerinin çocuklara uygun mekanlar olmadığı; oyundan eğitime, sağlık hizmetlerinden güvenli bağlanmaya kadar çocukların temel gelişim ihtiyaçlarının bu koşullarda yeterince karşılanamadığı yönündeydi.
Etkinlik, yalnızca bir araştırmanın sunumu değil; aynı zamanda çocukların sesi olma, annelerin yaşadığı görünmez yükü duyurma ve kamuoyunu daha güçlü bir sorumluluğa çağırma çabası olarak öne çıktı. Vicdan Vakfı, panelde paylaşılan ön bulguların daha kapsamlı bir rapora dönüştürüleceğini ve bu alandaki savunuculuk çalışmalarını sürdüreceğini duyurdu.
Panelde sunulan ön rapor yakında ayrıca paylaşılacaktır.
Panelin YouTube yayını da kamuoyunun erişimine açıldı:




Yorumlar