top of page

HAFTANIN ÖRNEK VİCDAN DAVRANIŞI

Yahudi Aktör Mandy Patinkin’den Yahudilere Vicdan Hatırlatması:


“Size ve Atalarınıza Yapılanları Başkasına Nasıl Yaparsınız?”

Vicdan Vakfı gönüllüleri olarak her hafta dünyadan ve hayatın içinden bir vicdan davranışını seçiyor, onu görünür kılmaya çalışıyoruz.


Bu hafta gönüllülerimizin oylarıyla seçilen davranış; Yahudi asıllı Amerikalı oyuncu Mandy Patinkin’in, Gazze’de çocuklara ve sivillere yaşatılan acılar karşısında kendi toplumuna, kendi tarihsel hafızasına ve dünya Yahudilerine yönelttiği sarsıcı vicdan çağrısı oldu.


Bu haftanın vicdan kahramanı: Mandy Patinkin.


Mandy Patinkin Kimdir?

Mandy Patinkin, 30 Kasım 1952’de Chicago’da doğmuş Yahudi asıllı Amerikalı oyuncu ve şarkıcıdır. Tiyatro, sinema, televizyon ve müzik alanlarında uzun yıllara yayılan güçlü bir kariyere sahiptir. Broadway sahnesinde Evita müzikalindeki Che rolüyle Tony Ödülü kazanmış, Chicago Hope dizisiyle Emmy almış, The Princess Bride filmindeki Inigo Montoya rolüyle geniş kitlelerin hafızasına yerleşmiştir.

Daha yakın dönemde ise onu dünya kamuoyu özellikle Homeland dizisindeki Saul Berenson karakteriyle tanıdı. Saul Berenson, dizide sadece bir istihbarat figürü değil; aynı zamanda akıl, tecrübe ve vicdanı temsil eden güçlü bir karakterdi. Bu rol, Patinkin’i savaş, istihbarat, güvenlik ve Ortadoğu anlatılarıyla ilişkilendirilen bir yüz hâline getirdi.

Fakat Mandy Patinkin’i bu hafta bizim için önemli kılan şey oyunculuğu değil. Onu bu haftanın vicdan davranışının merkezine taşıyan şey, kendi Yahudi kimliğini saklamadan, kendi tarihsel hafızasından kaçmadan, Gazze’de yaşanan acılar karşısında susmamayı seçmesidir.


Patinkin, Polonya ve Rusya kökenli Yahudi göçmen ailelerden gelmektedir. Muhafazakâr Yahudi bir çevrede büyümüş, çocukluğunda Yahudi okuluna gitmiş, sinagog korolarında şarkı söylemiştir. Ayrıca ailesinden bazı kişilerin Holokost döneminde Treblinka’ya gönderilerek öldürüldüğünü öğrenmesi, Yahudi tarihsel hafızasını onun için soyut bir bilgi olmaktan çıkarıp aile hafızasının bir parçası hâline getirmiştir.


Tam da bu yüzden onun Gazze konusunda söylediği sözler sıradan bir siyasi yorum değildir. Bir Yahudi’nin, kendi halkının tarihsel acısını hatırlayarak başka bir halkın acısına bakmasıdır.


Ne Olmuştu?

Mandy Patinkin’in İsrail-Filistin meselesindeki tavrı yeni değildir. 1998’de İsrail’in 50. yılı için düzenlenen bir etkinliğe, dönemin İsrail hükümetinin barış sürecine yaklaşımına itiraz ettiği için katılmamıştı. 2012’de Peace Now çevresinde barış konferansına katılmış, Silwan ve Hebron gibi yerleri ziyaret etmiş, işgal ve yerleşim politikalarına karşı eleştirel bir tavır almıştı. 2020’de Batı Şeria’nın ilhakına karşı çıkmış, bu adımın hem İsrailliler hem Filistinliler için felaket olacağını söylemişti.

Yani Patinkin’in Temmuz 2025’te Gazze hakkında yaptığı çıkış, bir anda ortaya çıkmış bir öfke değildi. Yıllara yayılan bir vicdani çizginin devamıydı.


12 Temmuz 2025’te The New York Times’ın The Interview programına eşi Kathryn Grody ve oğlu Gideon ile birlikte katıldı. Programda kendisine Yahudi olmanın bugün ne anlama geldiği, Gazze’de yaşananlar, antisemitizmin yükselişi ve Netanyahu hükümetinin politikaları soruldu.


İşte o konuşmada Mandy Patinkin, dünya Yahudilerine doğrudan seslendi. Netanyahu ve sağcı hükümetinin yalnızca Filistinlilere değil, dünyanın dört bir yanındaki Yahudilere de zarar verdiğini söyledi. Gazze’de çocuklara ve her yaştan sivile yapılanların, gerekçesi ne olursa olsun vicdansızca ve akıl almaz olduğunu vurguladı.


Ve sonra meselenin tam kalbine dokunan o soruyu sordu:

“Bu size ve atalarınıza yapılmışken, dönüp bunu başka birine nasıl yaparsınız?”

Bu söz, yalnızca Netanyahu’ya yöneltilmiş bir siyasi eleştiri değildi. Aynı zamanda Yahudi tarihsel hafızasına yöneltilmiş ağır bir ahlaki soruydu.


Patinkin aslında şunu söylüyordu:

Yüzyıllarca dışlanmış, sürülmüş, pogromlara uğramış, Holokost gibi insanlık tarihinin en karanlık zulümlerinden geçmiş bir halkın hafızası, başka bir halkın çocuklarının açlığına, sivillerinin ölümüne, evlerinin yıkılmasına karşı körleşemez.


Geçmişte acı çekmiş olmak, başkasına acı çektirme hakkı vermez.

Tam tersine, o acı insana daha büyük bir sorumluluk yükler.

Patinkin’in eşi Kathryn Grody’nin aynı bağlamda söylediği “Gazze’deki her insana merhamet duymak son derece Yahudice bir şeydir” sözü de bu çağrıyı tamamlıyordu. Yani onlar için mesele Yahudiliğe karşı çıkmak değildi. Tam tersine, Yahudi ahlakı adına devlet şiddetine itiraz etmekti.


Patinkin konuşmasında İsrail’in var olmasını istediğini de açıkça belirtmiştir. Bu nokta önemlidir. Çünkü onun itirazı Yahudilere, Yahudiliğe ya da İsrail halkına yönelmiş değildir. İtirazı; Netanyahu hükümetinin Gazze politikasına, sivillerin ve çocukların ölümünü sıradanlaştıran savaş aklına ve bu zulmün Yahudi tarihsel hafızasıyla meşrulaştırılmaya çalışılmasına yöneliktir.


Bu sözlerden sonra Patinkin ciddi tepkiler aldı. Bazı İsrail yanlısı çevreler onu Holokost hafızasını tersine çevirmekle, hatta ağır ithamlarla suçladı. Sosyal medyada hedef gösterildi, eleştirildi, linç edilmeye çalışıldı. Fakat buna rağmen geri adım atmadı. Gazze’de ateşkes, rehinelerin serbest bırakılması, insani yardımın ulaştırılması ve sivillerin korunması çağrılarını sürdürdü.


Peki, Neden Bu Davranış Seçildi?

Mandy Patinkin’in bu davranışı seçildi, çünkü o en zor yerden konuştu: Kendi kimliğinin içinden, kendi toplumuna, kendi tarihsel hafızasına seslendi.


Uzak bir zulme dışarıdan itiraz etmek elbette kıymetlidir. Fakat insanın kendi mahallesine, kendi halkına, kendi tarihsel acısının arkasına saklananlara “Durun, bu yaptığınız doğru değil” diyebilmesi bambaşka bir cesaret ister.

Patinkin’in tavrını vicdanlı kılan şey tam da budur. O, Yahudi tarihinin acılarını inkâr etmedi. Tam tersine, o acıları hatırlatarak şunu söyledi: Eğer size ve atalarınıza yapılanların ne kadar korkunç olduğunu biliyorsanız, aynı acının başkasına yaşatılmasına nasıl razı olabilirsiniz?

Bu soru kolay bir soru değildir. Çünkü insanın mağduriyet hafızasını bir üstünlük kalkanı olmaktan çıkarıp ahlaki sorumluluğa dönüştürür.


Patinkin’in sözü bu yüzden güçlüdür. Çünkü tarihsel mağduriyeti, başka bir halka yapılan zulmün gerekçesi yapmadı. “Biz acı çektik, o hâlde istediğimizi yapabiliriz” diyen çürük mantığı reddetti. Acının insana intikam değil, merhamet öğretmesi gerektiğini hatırlattı.

Bu davranışı vicdanlı kılan taraf da burada duruyor: Kendi kimliğine sığınarak susmak yerine, kendi kimliğinin içinden hakikati söylemek.


Dileriz ki Mandy Patinkin’in bu vicdani çıkışı, tarihsel acıları intikamın değil, merhametin ve adaletin kaynağı olarak gören herkese cesaret verir.

Umarız bir gün bütün halklar, kendi geçmiş acılarını başkalarının acısını görmezden gelmek için değil; o acıyı daha erken fark etmek, daha güçlü savunmak ve zulme daha net karşı çıkmak için hatırlar.


Ve temennimiz odur ki hiçbir millet, hiçbir inanç grubu, hiçbir devlet kendi mağduriyet hafızasını başka bir halkın çocuklarının ölümü için mazerete dönüştürmez.

Çünkü geçmişin acısı, bugünün zulmünü meşrulaştırıyorsa orada hafıza değil, ahlaki çürüme vardır.


Bir sonraki haftanın örnek vicdan davranışında görüşmek üzere…


Son Yazılar

Hepsini Gör
HAFTANIN ÖRNEK VİCDAN DAVRANIŞI

İnançlarını ve Kimliklerini Korumak Adına Askerliği Reddeden Ortodoks Yahudilerin Sivil İtaatsizliği Vicdan Vakfı gönüllüleri olarak her hafta dünyadan bir vicdan davranışını seçiyor ve görünür kılmay

 
 
 
HAFTANIN ÖRNEK VİCDAN DAVRANIŞI

Uçamayan Bir Kuşu Yeniden Gökyüzüyle Buluşturan Şefkat Dolu Bir Yürek Vicdan Vakfı gönüllüleri olarak her hafta dünyadan bir vicdan davranışını seçiyor ve görünür kılmaya çalışıyoruz. Bu hafta gönüllü

 
 
 
HAFTANIN ÖRNEK VİCDAN DAVRANIŞI

“Çünkü kimse İnmiyordu!” Vicdan Vakfı gönüllüleri olarak her hafta dünyadan bir vicdan davranışını seçiyor ve görünür kılmaya çalışıyoruz. Bu hafta gönüllülerimizin oylarıyla seçilen davranış, Artvin’

 
 
 

Yorumlar


bottom of page