HAFTANIN ÖRNEK VİCDAN DAVRANIŞI
- editoryal4
- 5 gün önce
- 3 dakikada okunur
Şahit olduğu zulmü, kendi kariyerini ve güvenliğini tehlikeye atma pahasına dünyaya korkusuzca haykıran bir hekimin vicdani duruşu: Dr. Mohammad Rizwan Minhas
Vicdan Vakfı gönüllüleri olarak her hafta dünyadan bir vicdan davranışını seçiyor ve görünür kılmaya çalışıyoruz. Bu hafta gönüllülerimizin oylarıyla seçilen davranış, bir hekimin yalnızca hastalarının yaralarını sarmakla yetinmeyip, şahit olduğu sarsıcı hakikati kendi devletinin ve tüm dünyanın yüzüne cesaretle haykırmasıdır.
Neler Yaşandı?
Dr. Mohammad Rizwan Minhas, Kanada’da yaşayan; aile hekimliği, spor hekimliği ve acil tıp alanlarında uzmanlaşmış, aynı zamanda karma dövüş sanatları müsabakalarında "ring yanı doktoru" olarak görev yapan donanımlı bir hekimdir. Ancak onu bu haftanın vicdan kahramanı yapan şey, konforunu bir kenara bırakarak Nisan 2024'te insani bir tıbbi misyonla Gazze’ye doğru yola çıkması ve bu yolculuğun sonunda şahit olduklarını bir basın açıklaması ile kamuoyuna anlatması oldu.
Gazze'de derme çatma acil servislerde ve kapasitesinin çok üzerinde çalışan hastanelerde görev yaptığı süre boyunca, savaşın en acımasız yüzüyle karşılaşmış; açlıktan, yanıklardan ve kurşun yaralarından ölen çocukları kendi ellerinde tutmuştur.
Ülkesine döndüğünde sessiz kalmayı reddeden Dr. Minhas, Ottawa’da düzenlenen ülkenin en büyük savunma ve güvenlik fuarı CANSEC ile aynı güne denk gelen 28 Mayıs 2025 tarihinde, Parlamento Hill’de meslektaşlarıyla birlikte tarihi bir basın toplantısı düzenledi. Bu toplantıda, hekimlik kimliğinin verdiği o vakur duruşla kameraların karşısına geçip inisiyatif aldı ve şu sarsıcı açıklamayı yaptı:
“Geçen yıl Gazze’ye Refah sınır kapısından girerken, bizden birkaç dakika önce ilerleyen Kanadalı meslektaşım Jacob Flickinger, World Central Kitchen için çalışıyordu ve İsrail hava saldırılarıyla kasıtlı olarak hedef alındı. Onunla birlikte, World Central Kitchen’dan dört kişi daha, bizden birkaç kilometre ötede öldürüldü.
Bugün burada kendim için değil; enkazın altındaki sesler için, yataklarında bombalanan çocuklar için, ameliyat kıyafetleri içinde öldürülen doktorlar için duruyorum. Şu anda Gazze’de bağımsız gazeteciliğe izin verilmiyor, ancak uluslararası doktorlar var. Biz oradaydık. Bu soykırımın görgü tanıklarıyız. Gerçeği söylüyoruz. Ve evet, İsrail Savunma Kuvvetleri size yalan söylüyor.
Kanada değerlerimize aykırı pek çok şey gördüm. Burada fotoğrafını gördüğünüz, futbol oynamayı seven, çok güzel şarkı söyleyebilen ve dünyada en çok annesini seven küçük bir çocuk olan Yousef’i gördüm. Yaşına göre beklenenden bile daha küçüktü. İlkokul çağında bir çocuktu. Ateşkes sırasında bir keskin nişancı tarafından vuruldu ve hastanemizde acı dolu bir süreç yaşadı. O bir savaşçı değildi. Yaşadığı travmanın üstüne şimdi açlıkla mücadele ediyor ve açlıktan ölme riskiyle karşı karşıya. Böyle bir durumda her insan tıbbi yardımı hak eder.
Ağır yetersiz beslenme yaşayan çocukların bulunduğu ortamlarda bulunmuş biri olarak ve yetersiz beslenmeden ölen çocuklar görmüş biri olarak, açlık çeken çocukların acısına bizzat tanık oldum.
Bu sabah erken saatlerde, Kanada’nın sözde “önde gelen küresel savunma ve güvenlik fuarı” olan CANSEC’e karşı yapılan protestodaydım. Bu etkinlik, Kanada Savunma ve Güvenlik Endüstrileri Birliği (CADSI) tarafından düzenleniyor. Bu birlik, yönetim kurulunda İsrail ordusuna tedarik sağlayan şirketlerin yöneticilerini barındıran bir savunma sanayi lobisidir. Bu fuara katılan şirketlerden biri, üretim tesisi Ottawa’da bulunan Gastops adlı şirkettir. Bu şirket, F-35 savaş uçaklarında kullanılan belirli motor sensörlerinin tek üreticisidir. Ve bu uçaklar, Gazze’de Filistinlilerin üzerine 2.000 poundluk bombalar bırakmaktadır.
Şu anda, bizim kendi şehirlerimizdeki şirketler bu soykırımı finanse ediyor, tedarik ediyor ve besliyor. Bu bizim çözmemiz gereken bir sorundur. Bu, sona erdirmemiz gereken bizim ortaklığımızdır (suça iştirakimizdir). Bu, yaşamayı, onurlu bir hayat sürmeyi ve işgalden, ırk ayrımına dayalı ayrımcılıktan ve soykırımdan kurtulmayı hak eden Filistinlilerin ortak özgürlüğü için sorumluluğumuzdur.
Bir cerrah olarak, bir soykırımı tedavi edemem. Doktorlar olarak, bir kıtlığı durduramayız.
Bu nedenle, Kanada hükümetinden şu somut adımları atmasını talep ediyoruz:
• Ateşkesin sağlanması
• İki yönlü kapsamlı bir silah ambargosunun uygulanması
• Sağlık hizmetlerine yönelik saldırıların soruşturulması
• Bu saldırılar ve diğer savaş suçlarına olası katılımları açısından İsrail güçlerinde görev almış Kanadalıların incelenmesi
• Kuşatmanın sona erdirilmesi ve Gazze’ye insani yardım ulaştırılması
• Soykırım Sözleşmesi’nin gerekliliklerinin yerine getirilmesi”
Neden Bu Davranış Seçildi?
Çünkü bu eylem, mesleki tarafsızlık kisvesi altında ahlaki sorumluluklardan kaçmanın kolay olduğu bir çağda, hakikati en yüksek perdeden savunmanın eşsiz bir örneğidir. Dr. Minhas, Kanada'daki güvenli yaşamında kalıp yalnızca kendi kliniğindeki hastalarıyla ilgilenebilirdi. Ancak o, büyük bir diğergâmlık göstererek savaşın ortasına gitmeyi, ardından da gördüğü zulmü kendi devletinin siyasi ve ekonomik çıkarlarını karşısına alma pahasına ifşa etmeyi seçti. Bir hekimin asıl görevinin yalnızca bedeni iyileştirmek değil, insan onurunu korumak olduğunu kanıtladı. "Bir cerrah olarak, bir soykırımı tedavi edemem" derken, aslında tüm dünyaya, kötülüğün kök nedenlerine karşı inisiyatif almak gerektiği mesajını veriyordu. Kariyerine ve şahsına yönelik muhtemel itibar suikastlarına, mesleki baskılara ve yalnızlaştırılma riskine rağmen susmamış olması; bu davranışın sıradan bir sivil tepki değil, vicdanın o sarsılmaz ve boyun eğmez doğasından beslenen evrensel bir çığlık olduğunu ispatlamaktadır.
Dileriz ki Dr. Mohammad Rizwan Minhas'ın sergilediği bu vakur ve tavizsiz duruş, zulüm karşısında sessizliğin güvenli limanına sığınan tüm kalplere derinlemesine sirayet eder. Umarız insanlık, unvanların ve makamların ardına saklanmadan, adaletsizliğe karşı "ben de buradayım ve elimden geleni yapıyorum" diyebilme erdemini kuşanır; iyiliğin ve vicdanın o birleştirici gücü tüm sınırları aşarak yeryüzünün her köşesine ulaşır.
Bir sonraki yazımızda, yeni bir vicdan hikayesinde görüşmek üzere...
