HAFTANIN ÖRNEK VİCDAN DAVRANIŞI
- editoryal4
- 6 saat önce
- 3 dakikada okunur
İspanya Başbakanı Pedro Sánchez: "İspanya bu savaşa karşıdır ve bu tutumunu kimse değiştiremeyecektir."

Vicdan Vakfı gönüllüleri olarak her hafta dünyadan bir vicdan davranışını seçiyor ve görünür kılmaya çalışıyoruz.
Bu hafta gönüllülerimizin oylarıyla belirlenen örnek vicdan davranışı; dünyanın en büyük gücünün ekonomik ve siyasi şantajlarına boyun eğmeyen, kendi konforu ve ülkesinin ticari çıkarları uğruna uzak bir coğrafyanın bombalanmasına "suç ortağı" olmayı reddeden tarihi bir duruşu temsil ediyor.
Bu haftanın vicdan kahramanı: İspanya Başbakanı Pedro Sánchez.
Ne Olmuştu?
2026 yılının Şubat ayı sonlarında, ABD ve İsrail'in İran'a yönelik başlattığı kapsamlı askeri operasyonlar dünyayı yeni ve yıkıcı bir bölgesel savaşın eşiğine taşıdı. Bu devasa askeri hareketlilik sırasında Washington yönetimi, operasyonların lojistik ikmali ve bombardıman uçaklarının rotasyonu için İspanya'nın güneyindeki Rota ve Morón askeri üslerinin kullanımını talep etti.
Avrupa başkentlerinin büyük çoğunluğu bu hegemonik eylemler karşısında sessizliğe bürünmüş ya da pasif bir onay vermişken, İspanya Başbakanı Pedro Sánchez operasyonun uluslararası hukuka aykırı olduğunu ve sivil ölümlerini artıracağını açıkça belirterek ABD güçlerine kararlı bir şekilde "hayır" dedi.
Bu ret, Beyaz Saray'da büyük bir şaşkınlık yarattı. ABD Başkanı Donald Trump, 3 Mart 2026'da Oval Ofis'ten tüm dünyaya seslenerek İspanya'yı "korkunç bir müttefik" ilan etti ve ülkeyi ağır bir ekonomik ambargoyla tehdit etti. İspanya, deyim yerindeyse dev bir gücün namlusunun ucuna konmuştu.
Herkes Madrid'in bu ağır şantaj karşısında geri adım atacağını, en azından diplomatik bir manevrayla durumu geçiştireceğini bekliyordu. Ancak 4 Mart 2026 sabahı kameraların önüne geçen Pedro Sánchez, 2003'teki Irak işgalinde İspanyol halkının sokaklarda haykırdığı o meşhur sloganı yeniden diriltti: No a la guerra ( "Savaşa Hayır")!
Sánchez, o tarihi konuşmasında diplomasi dilinin pragmatist duvarlarını yıkarak şöyle seslendi vicdanlara:
"İspanya bu savaşa karşıdır ve bu tutumunu kimse değiştiremeyecektir.
Yirmi üç yıl önce başka bir ABD yönetimi bizi Orta Doğu'da bir savaşa sürükledi. O dönemde de bu saldırının Saddam Hüseyin'in kitle imha silahlarını ortadan kaldırmak, bölgeye demokrasi getirmek ve küresel güvenliği sağlamak için yapıldığı iddia ediliyordu. Ancak geriye dönüp baktığımızda bunun tam tersini gördük. O savaş, kıtamızın Berlin Duvarı'nın yıkılışından bu yana yaşadığı en büyük güvensizlik dalgasını tetikledi...
İspanya bu felakete ve savaşa karşıdır. Çünkü biz hükümetlerin asli görevinin; insanların yaşamlarını daha da kötüleştirmek ya da küresel çatışmalardan çıkar sağlamak değil, hayatları iyileştirmek, korumak ve sorunlara çözüm üretmek olduğuna inanıyoruz. Kendi görevini yerine getiremeyen liderlerin başarısızlıklarını savaş dumanıyla örtbas etmeleri ve bu süreçte bir avuç insanın cebini doldurmaları kesinlikle kabul edilemez. Dünya hastane inşa etmeyi bırakıp füze üretmeye başladığında, kazanan hep aynı azınlık olur.
Milyonların kaderiyle Rus ruleti oynayamazsınız... Yıkıntıların arasından demokrasinin ya da uluslararası saygının yeşereceğine inanmak saflıktır. Körü körüne itaatin liderlik olduğunu düşünmek de öyle... Olası bir misilleme korkusuyla; dünya için felaket olan, kendi değerlerimize ve çıkarlarımıza aykırı düşen bir eylemin suç ortağı olmayacağız.
İspanya bu savaşa karşıdır ve bu tutumunu kimse değiştiremeyecektir. Hükümetimizin duruşu dört kelimeyle özetlenir: No a la guerra ( Savaşa Hayır)!
Bir hukuksuzluğa başka bir hukuksuzlukla karşılık verildiğinde, insanlığın en büyük felaketleri işte böyle başlar. Çatışmaları ve sorunları bombalarla çözebileceğimiz yanılsamasına hayır diyoruz."
Peki Bu Davranış Neden Seçildi?
Çünkü bu karar, aşırı kutuplaşmış bir dünyada siyasi kariyer intiharını ve devasa bir ekonomik krizi göze alarak masumların hayatını korumayı seçen nadir bir ahlaki ve vicdani duruştu.
Sánchez, "Irak Savaşı'nda biz de sürüklendik ve bedelini çok ağır ödedik" diyerek kendi halkının acı deneyiminden ders çıkardı. "Biz acı çektik; o halde başkalarının da haksız yere acı çekmesine alet olmayacağız" demenin en diplomatik ama en insani yolunu buldu. Hastane inşa etmek yerine füze üretenlerin kazanmasına izin vermeyeceğini haykırırken, nasır tutmuş bir dünyanın vicdanını sarsıyordu.
Muktedirlerin şantajına boyun eğip "milli çıkarlar" kılıfı altında susmak aslında en kolay yoldu. Almanya gibi ekonomik devler bile sessiz kalmayı tercih ederken Sánchez, ebkem kesilen liderlere bakıp onların yaptığını yapmadı. Güçlünün hukukuna karşı, insanın ve hukukun üstünlüğünü savundu. Bu eylem; konforu, ticareti ve diplomatik alkışları bir kenara bırakıp kilometrelerce uzaktaki tanımadığı insanların üzerine bomba yağmasın diye kendi çıkarlarını siper etme erdemi taşıdığı için seçildi.
Dileriz ki İspanya'dan yükselen bu kararlı ve vicdani itiraz, menfaatleri uğruna adaletsizliğe göz yuman tüm sistemlere sarsıcı bir ayna tutar. Umarız bu duruş; dünyayı yalnızca güç ve çıkar haritalarından ibaret görenlere inat, masumların yaşama hakkını kendi koltuğundan ve ticari kaygılarından üstün tutan erdemli insanların sayısını artırır. Ve temennimiz odur ki haksızlığa karşı "hayır" diyebilme cesareti, bulaşıcı bir iyilik gibi tüm insanlığın yüreğine sirayet eder.
Bir sonraki haftanın örnek vicdan davranışında görüşmek üzere…




Dünyayı güzelleştirmek adına atılan her adım kutsaldır.