top of page

Sessizliği Kırmak: Soğuk Duvarlar Arasında Bir Anne Leyla Aslan

Adaletin Zayıfladığı Yerde Vicdan Konuşmalı

Vicdan Vakfı, "Adaletin zayıfladığı yerde vicdan konuşmalı" diyerek yola çıktığı "Sessizliği Kırmak" podcast serisinin yeni bölümünde, Türkiye'nin en yakıcı insan hakları sorunlarından birine, cezaevlerindeki hamile kadınlar ve anneleriyle kalan bebekler gerçeğine ışık tutuyor. Vicdan Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun katılımıyla gerçekleşen yayının bu haftaki konuğu, 6 aylık hamile eşi Edirne Cezaevi’nde tutuklu bulunan Fikret Arslan oldu.


"Mahpusluk Yetişkinler İçindir, Bebeklerin Orada İşi Ne?"

Yayının açılışında konuşan Ömer Faruk Gergerlioğlu, Türkiye cezaevlerinde şu an 800’e yakın bebeğin annesiyle birlikte kaldığına dikkat çekti. Hukukun çocuğun üstün yararını merkeze alması gerektiğini hatırlatan Gergerlioğlu, "Demirin soğukluğunu bir çocuğun büyüme hakkının önüne koymak istemiyoruz. Mahpusluk yetişkinler içindir. Çocuğun, bebeğin o dört duvar, demir parmaklık, soğuk ve dünyaya kapalı yerde işi ne?" diyerek yaşanan vicdansızlığa vurgu yaptı.


Bir Babanın Çaresizliği: Diyarbakır'dan Edirne'ye 30 Saatlik Yol

Programın konuğu Fikret Arslan’ın anlattıkları ise istatistiklerin ötesindeki insani dramı gözler önüne serdi. Kendisi de daha önce cezaevinde kalmış olan Elektrik-Elektronik Mühendisi Fikret Arslan, eşi Leyla Arslan’ın 3 aylık hamileyken girdiği cezaevinde şu an 6 aylık hamile olduğunu belirtti.

Fikret Arslan, Diyarbakır’da yaşarken eşinin Edirne’ye nakledilmesi nedeniyle, 3 yaşındaki çocuklarını annesine gösterebilmek için her ay inanılmaz bir çaba sarf ediyor. Arslan bu süreci şöyle anlatıyor: "Ayda bir açık görüş var. Gidiş geliş bazen 30 saati buluyor. 3 yaşındaki bir çocukla üç gün boyunca yollardayız. Sadece 35-40 dakikalık bir görüş için bu çileyi çekiyoruz. Çocuk yollarda perişan oluyor."


İmkansız Tercih: Çocuk İçeride mi Kalsın, Dışarıda mı?

Yayının en can alıcı noktalarından biri de ailenin karşı karşıya kaldığı zorlu tercihti. Eşinin, 3 yaşındaki çocuklarını yanına aldırmak için dilekçe yazdığını belirten Fikret Arslan, yaşadıkları ikilemi şu sözlerle anlattı:

"Eşim haklı olarak çocuğunun özlemini çekiyor. Ancak ben onay vermedim. Çünkü 3 yaşındaki bir çocuğun o dar koğuşa girmesi, kapalı alanda kalması psikolojisini daha çok bozar. Ben dışarıda zorlanıyorum, hem anne hem baba olmaya çalışıyorum ama çocuğum ileride daha büyük sıkıntılar yaşamasın diye bu zorluğa katlanıyorum."


Vicdan Vakfı Tutsak Çocuklar Çalışma Grubu'ndan Bir Adım

Vicdan Vakfı, son 10 yıldır giderek ağırlaşan ve binlerce çocuğun annesiyle birlikte cezaevinde tutsak kalması sorununa dikkat çekmek, bu acıları paylaşmak ve topluma duyurmak amacıyla bünyesinde "Tutsak Çocuklar Çalışma Grubu"nu oluşturmuştur. Gönüllülerimiz tarafından yürütülen bu çalışma grubunun bir faaliyeti olarak, cezaevlerinde anneleriyle birlikte yaşamak zorunda bırakılan 0-6 yaş arası çocukların, hamile kadınların veya annesi ya da babası cezaevinde olan çocukların durumunu ele alıyoruz.

Tutsak Çocuklar Çalışma Grubu, bu önemli sorunun derinlemesine incelenmesi ve çözüm önerilerinin geliştirilmesi amacıyla yakında kapsamlı bir araştırma başlatacaktır. Çalışma grubumuz, bu araştırmanın bulgularını içeren detaylı bir raporu 2026 yılı içerisinde kamuoyuyla paylaşmayı hedeflemektedir. Amacımız, çocukların masumiyetini ve gelişim hakkını esas alarak, demirin soğukluğunu bir çocuğun büyüme hakkının önüne koyan bu duruma karşı farkındalık yaratmak ve çözüm yolları aramaktır.

Vicdan Vakfı olarak, kimliklere değil vicdanlara seslenmeye devam ediyoruz. Leyla Arslan’ın ve onun gibi yüzlerce annenin sesini duyurmak, bu vicdansızlığa karşı durmak hepimizin sorumluluğundadır.


Yayının tamamını aşağıdaki bağlantıdan izleyebilir, bu sessiz çığlığa ortak olabilirsiniz:


 
 
 

Yorumlar


bottom of page