top of page

Vicdan Vakfı İnsan Hakları Okulu’nda Sendikal Haklar ve Örgütlü Mücadele Tartışıldı

Güncelleme tarihi: 27 Oca


Vicdan Vakfı İnsan Hakları Okulu’nun 17 Aralık 2025 Çarşamba günkü oturumunda, “Emekte Örgütlü Mücadele: Sendikal Hareketler ve Sendikalı Yaşam” başlığıyla Prof. Dr. Aziz Çelik konuk edildi. İstanbul Siyasal Bilgiler Fakültesi mezunu olan ve Kocaeli Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Çalışma Ekonomisi Bölümü’nde öğretim üyesi olarak görev yapan Çelik, uzun yıllara dayanan sendikal hareket deneyimini ve BirGün gazetesindeki yazarlığını da besleyen bir birikimle sendikal haklar alanını anlattı. Konuşmasının merkezine, sendikal hakların ve sosyal hakların “insan haklarının asli bir parçası” olduğu tezini yerleştiren Çelik, klasik yaklaşımın siyasal, bireysel ve medeni hakları öne çıkarıp çalışma ve sendikal hakları ihmal ettiğini, oysa günümüzde bu ayrımın giderek geçerliliğini yitirdiğini vurguladı.


Çelik, iş hukukunun diğer özel hukuk alanlarından temel farkını “eşitler arası ilişki varsayımının bozulduğu yer” olarak tanımladı; işçinin işveren karşısındaki iktidar ve pazarlık gücü zayıflığının, devlet müdahalesini ve koruyucu düzenlemeleri zorunlu kıldığını ifade etti. Sendikal hakları üç temel başlıkta toparladı: örgütlenme/sendika kurma ve üye olma hakkı; toplu pazarlık ve toplu iş/çalışma sözleşmesi yapma hakkı; toplu eylem ve özellikle grev hakkı. Grevin, uluslararası insan hakları belgelerinde temel bir hak olarak tanındığını; buna karşılık lokavtın işverenin güçlü konumu nedeniyle hak olarak değil, sınırlı bir araç olarak görüldüğünü anlattı. 1961 Anayasası’nın daha özgürlükçü ve çerçeve nitelikli düzenlemeler getirdiğini, 1982 Anayasası’nın ise sendikal hakları uzun sınırlama listeleriyle daralttığını; grev hakkının yalnızca işçilere tanınması ve sadece toplu sözleşme uyuşmazlığına bağlanmasının da bu sınırların bir parçası olduğuna dikkat çekti.


Türkiye’de sendikal hakların kağıt üzerindeki güvenceleri ile fiili durum arasındaki makasa işaret eden Çelik, Anayasa’nın 51, 53 ve 54. maddeleri ile uluslararası sözleşmelerin üstünlüğünü kabul eden 90. maddeye rağmen, özel sektörde sendikalaşma oranının yüzde 5–6’larda seyrettiğini söyledi. Sendikalaşmak isteyen işçilerin işten çıkarılmasının, yasadaki tazminat hükümleri ve Türk Ceza Kanunu’nun 118. maddesindeki “sendikal faaliyeti engelleme” suçuna rağmen caydırıcı biçimde engellenemediğini belirterek, “Anayasal bir hakkı adeta bedelini ödeyerek ortadan kaldırmak mümkün hale gelmiş durumda” dedi. Kamu görevlilerinin grev hakkından mahrum bırakılması ve uyuşmazlıkların Hakem Kurulu eliyle bağlanmasının da sendikal hareketi zayıflattığını ifade eden Çelik, sendikal hakların insan hakları perspektifinden yeniden düşünülmesi, örgütlü emeğin fiilen korunması ve sendikalı yaşamın teşvik edilmesinin, demokratik bir toplumun vazgeçilmez koşulu olduğunu vurguladı.

Yorumlar


bottom of page