Vicdan Vakfı İnsan Hakları Okulu’nda “Hukuk ve Vicdan” Tartışması
- İletişim
- 2 gün önce
- 2 dakikada okunur
Vicdan Vakfı İnsan Hakları Okulu’nun 11 Şubat 2026 tarihli dersinde, eski Kültür ve Turizm Bakanı, Vicdan Vakfı Danışma Kurulu Üyesi ve hukukçu Ertuğrul Günay, “Hukuk ve Vicdan” başlıklı bir konuşma yaptı. Vicdan Vakfı’nın çalışmalarını “büyük takdirle ve beğeniyle izlediğini” söyleyen Günay, Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun şahsında emeği geçen herkese teşekkür ederek söze başladı; vakfın Türkiye’nin bugünkü koşullarında “çok önemli bir işlev” üstlendiğini vurguladı.

Günay, vicdanı içsel bir ahlaki duyarlılık, hukuku ise “dışsal, otoriteler tarafından konulan kurallar bütünü” olarak tanımladı. İdeal olanın, hukukun vicdanla örtüşmesi olduğunu belirterek, “Hukukun koyduğu kuralların vicdanı rahatsız etmemesi ve uygulamanın içimize sinmesi barışın da temel şartıdır.” dedi. Tarihten ve yakın dönemden örnekler vererek, hukuka uygun ama vicdani olmayan uygulamaların (ırk ayrımcılığı, belirli kıyafet yasakları vb.) zaman içinde aşıldığını, buna karşılık bugün de benzer çelişkilerin yaşandığını hatırlattı.
Konuşmasının odağında, Türkiye’de hukukun vicdan ve adalet duygusundan kopması yer aldı. Günay, özellikle olağanüstü hal döneminde çıkarılan KHK’lar, bu kararların olağan dönemde de devam etmesi, yargı süreçlerinde takipsizlik veya beraat alan kişilerin buna rağmen görevlerine dönememesi gibi örnekleri anarak, bunların kendi değerlendirmesine göre “hem vicdani hem hukuki açıdan ciddi sorunlar içerdiğini” ifade etti.
Ceza hukuku açısından temel ilke olan “suç ve cezanın kanuniliği” ilkesine dikkat çeken Günay, işlendikleri dönemde suç sayılmayan bazı eylemlerin (toplantı, eğitim faaliyeti, bir kuruma aidat vb.) yıllar sonra farklı yorumlarla cezalandırılmasının ağır bir hukuki güvenlik sorunu yarattığını söyledi. Bu tür kararların sadece vicdanları değil, “iz’anı ve hukuku da zorladığını” dile getirdi.
Adalet duygusunun zedelenmesinin, toplumsal barış, ekonomi ve genel esenlik üzerinde yıkıcı etkileri olduğunu vurgulayan Günay, klasik “Adalet mülkün temelidir” sözünü ve Kınalızade Ali Efendi’nin “Adildir mucib-i selah-i cihan” ifadesini hatırlattı. Adaleti, “hukukun vicdan, izan ve aklıselimle buluşması” olarak tanımlayarak, bu buluşma olmadığı sürece hiçbir alanda kalıcı iyileşme beklenemeyeceğini söyledi.
Türkiye’nin son yıllarda uzayan ve sertleşen bir hukuk krizi yaşadığını, geçmişte de sorunlu dönemler olsa da bugünkü tablonun “çok uzun sürdüğünü” belirten Günay, sözlerini şöyle bağladı:
Vicdanla hukukun yeniden buluşmadığı, adalet duygusunun onarılmadığı bir yerde ne barışın, ne ekonomik iyileşmenin, ne de toplumsal huzurun kalıcı olmayacağını düşünüyorum.




Yorumlar