top of page

Vicdan Vakfı İnsan Hakları Okulu’nda Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS): İçeriği, Türkiye Yargısına Etkileri ve AİHM Uygulamalarındaki Yansımaları

Vicdan Vakfı İnsan Hakları Okulu’nun 14 Ocak 2025, Çarşamba tarihli oturumunda, eski Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) yargıcı Rıza Türmen konuk edildi. Türmen, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) tarihsel arka planını anlatarak söze başladı; 2. Dünya Savaşı’nda yaşanan ağır insan hakları ihlallerinin ardından, benzer acıların tekrar yaşanmaması için uluslararası bir insan hakları rejimi kurulduğunu, bu çerçevede Birleşmiş Milletler belgelerinin yanı sıra Avrupa düzeyinde AİHS’in kabul edildiğini aktardı. 1950’de imzalanan ve 1953’te yürürlüğe giren Sözleşme’ye Türkiye’nin 1954’te taraf olduğunun altını çizdi.



Dersin ilk bölümünde, AİHS’in diğer insan hakları metinlerinden temel farkı olarak zorlayıcı bir yargı organı olan AİHM’in kurulması öne çıkarıldı. Türmen, Sözleşme’ye eklenen protokollerle hem hak kataloğunun hem de yargısal mekanizmaların zaman içinde genişletildiğini; bireylerin doğrudan devlete karşı başvuru yapabilmesinin insan hakları alanında büyük bir dönüşüm yarattığını vurguladı. AİHM’in devletler arasında “karşılıklılık” ilişkisi kurmadığını, her devlet için herkesin haklarını korumaya yönelik nesnel ve ortak yükümlülükler öngördüğünü belirtti.


Sonraki bölümde AİHM’in yetki alanı ve kabul edilebilirlik koşulları ele alındı. Türmen, devletlerin sadece kendi ülkeleri içindeki eylemlerinden değil, belli koşullarda ülke dışında yürüttükleri faaliyetlerden de sorumlu tutulabildiğini; bunun özellikle “etkin kontrol” ve devlet ajanlarının yurt dışındaki eylemleriyle ilişkili davalarda önem kazandığını anlattı. İç hukuk yollarının tüketilmesi, dört aylık başvuru süresi, etkili olmayan hukuk yollarına ilişkin istisnalar gibi teknik kriterler sade bir dille açıklandı. Ayrıca Sözleşme’nin “yaşayan bir belge” olarak, AİHM içtihadı yoluyla değişen koşullara uyum sağladığı örnek kararlar üzerinden gösterildi.


Türmen, AİHM’in iç işleyişine de değinerek tek yargıç, komite, daire ve büyük daire yapısını, kararların nasıl verildiğini ve Bakanlar Komitesi’nin kararların uygulanmasını denetleme rolünü anlattı. İhlal kararı sonrasında tazminat ödenmesi, ihlale son verilmesi, mümkün olduğunda eski hâlin iadesi ve benzer ihlallerin önlenmesi için yasal/kurumsal düzenlemeler yapılması gibi bireysel ve genel önlemler üzerinde durdu.


Sunumun son bölümünde Türkiye’nin AİHS ve AİHM sürecindeki tarihsel yolculuğu özetlendi. Türkiye’nin Sözleşme’ye taraf olmasından bireysel başvuru hakkının tanınmasına kadar geçen dönem, ardından artan başvuru sayısıyla birlikte AİHM içtihadının Türk yargısı üzerindeki etkileri tartışıldı. Türmen, AİHS’in yalnızca uluslararası bir metin değil, aynı zamanda Türkiye’de hukuk güvenliği, adil yargılanma ve temel hakların korunması açısından tamamlayıcı bir referans çerçevesi sunduğunu vurgulayarak dersi tamamladı.

Yorumlar


bottom of page