Vicdan Vakfı İnsan Hakları Okulu’nda Medya Okuryazarlığı Dersi
- İletişim
- 14 Oca
- 1 dakikada okunur
14 Ocak 2026 Çarşamba günkü derste Faruk Bildirici, gazetecilik serüvenini 1980’lerden bugüne uzanan bir hat üzerinden anlatarak medyanın geçirdiği dönüşümü ele aldı. “Basın”dan “medya”ya, oradan dijital medya çağında *“infodemi”*ye uzanan süreçte, bilgi kaynaklarının nasıl sınırlı bir “dere”den devasa bir “okyanus”a dönüştüğünü, bu bolluğun hem gazeteciler hem de okurlar için doğruyu yanlıştan ayırmayı zorlaştırdığını vurguladı. Artık medyayı takip eden herkesin, yalnızca güvendiği birkaç kanal ya da gazete ile yetinemeyeceğini; çok kanallı, parçalı ve hızla akan bilgi ortamında eleştirel ve bilinçli bir medya okuryazarlığına ihtiyaç olduğunu söyledi.

Bildirici, gazetecilik ilkelerini uzun liste ve bildirgeler yerine iki kavramda topladı: vicdan ve adalet duygusu. Bir haberi yazdıktan sonra “Bu metin masum bir insana zarar verir mi?” sorusunu sormadan gazeteciliğin eksik kalacağını, eksik haberin telafi edilebileceğini ama haksız, peşin hükümlü ya da lekileyici haberlerin hem kişilere hem de topluma ciddi zarar verdiğini anlattı. Yargı süreçleri, suç isnadı içeren haberler ve hassas vakalar söz konusu olduğunda gazetecilerin “hakim, savcı veya dedektif” rolüne bürünmemeleri gerektiğini; verilerle konuşan, doğrulayan, düzeltme ve özür mekanizmasını işletmekten çekinmeyen bir yaklaşımın mesleğin temel etik zemini olduğunu vurguladı.
Konuşmanın devamında, medya sahipliği ve güç ilişkilerinin haber diline etkisi, holdingleşme, siyaset–sermaye–medya üçgeni, davetli geziler ve tek taraflı bilgi notları üzerinden oluşan bağımlılık türleri tartışıldı. Bildirici, hem iktidara yakın hem de muhalif mecralarda tam bağımsızlık ve kamu yararı odaklı yayıncılık ilkesinin zaman zaman zedelendiğini; bu ortamda hem gazetecilerin hem de okurların kendi etik pusulalarına daha sıkı sarılması gerektiğini belirtti. Katılımcılara, filmler ve diziler üzerinden de (özellikle adalet duygusunu tartışmaya açan yapımlar aracılığıyla) medyayı ve temsilleri yeniden düşünme çağrısı yaparak, medya okuryazarlığının yalnızca teknik bir beceri değil, aynı zamanda güçlü bir hak, adalet ve sorumluluk bilinci içerdiğini vurguladı.




Yorumlar