top of page

Vicdan Vakfı İnsan Hakları Okulu’nda “Sürgün Ruhlarımız” ve Umut Arayışı



Vicdan Vakfı İnsan Hakları Okulu’nun 10 Aralık 2025 Çarşamba günkü oturumunda, sosyolog Dr. Ferhat Kentel “Sürgün ruhlarımız için teoride ve pratikte umut” başlıklı bir sunum yaptı. Kentel, Zabel Yesayan’ın Sürgün Ruhum romanından ve Necip Fazıl’ın “kendi ülkesinde parya / garip” dizelerinden yola çıkarak, Anadolu’yu “sürgünlerin toprağı” olarak tarif etti; Ermenilerden Rumlara, Çerkeslerden Kürtlere, zorunlu göçlerden askeri darbelere uzanan tarihsel şiddet ve kopuşların, kuşaklar boyunca aktarılan derin bir toplumsal travma ürettiğini vurguladı. Ulus-devleti, insanları kendi somut kimliklerinden koparıp “yukarıda” kurgulanmış bir vatandaşlık şablonuna hizalamaya çalışan mühendislik projesi olarak tanımlayan Kentel, bu projenin travmaları iyileştirmek yerine yenilerini eklediğini, “narsist devlet” karşısında yurttaşın kendini sürekli suçlu ve feda edilmesi beklenen bir konumda bulduğunu ifade etti.



Kentel, Filistin’de yaşanan soykırımın sadece mağdurlarda değil, faili olanlarda ve tüm dünyanın sessiz tanıklarında da yeni travmalar ürettiğini belirterek, Türkiye’de 1915, mübadele, 90’ların savaş ve köy boşaltmaları, darbe dönemleri gibi deneyimlerin de benzer bir “kolektif ruhsal yıkım” yarattığını söyledi. Neoliberal otoriter kapitalizm, popülizm ve Siyonizm üçgeninin dünyada tahakkümü yeniden ürettiğini; Türkiye’de ise “yerli ve milli” söylem eşliğinde savaş, çevre tahribatı, maden talanı, şehir hastaneleri gibi politikaların hayatı kuşattığını anlattı. Bu kriz ortamında devlet şiddetinin diliyle konuşan yeni erkeklik formlarının, kadın cinayetlerinden gençlik çetelerine kadar uzanan bir şiddet sarmalı ürettiğini; güven duygusunun çöktüğü, insanların “salyangoz kabuğu” gibi sadece çekirdek aileye sığındığı bir toplumsal iklimin ortaya çıktığını dile getirdi.


Bütün bu karanlık tabloya rağmen Kentel, hem teorik hem pratik düzeyde umudun mümkün olduğunu savundu. Hiçbir siyasal düzenin, Sovyetler Birliği örneğinde olduğu gibi, sonsuza dek sürmediğini; gündelik hayatın “mırıldanmaları”nın, insanların çarpıtarak, mesafe alarak yaşadığı pratiklerin en katı ideolojik kurguları bile zaman içinde aşındırdığını hatırlattı. Modern dünyanın sadece “soğuk akla” yaslanan rasyonalist hayalinin çöktüğünü, bugün hem aklın ve bilimin rehberliğine hem de kimliklerin, inançların ve vicdanın taşıdığı etik sezgiye ihtiyaç olduğunu söyleyen Kentel, yeni bir birlikte yaşama dilinin ancak bu ikisini buluşturan bir yerden kurulabileceğini belirtti. Vicdan Vakfı İnsan Hakları Okulu’nun da tam bu nedenle, “sürgün ruhlarımızın” deneyimini görünür kılan, travmalarla yüzleşirken aynı zamanda yeni bir umut ve dayanışma siyaseti arayan bir tartışma zemini sunduğunu vurguladı.

Yorumlar


bottom of page