top of page

HAFTANIN ÖRNEK VİCDAN DAVRANIŞI

İsveç İklim Bakanı Romina Pourmokhtari’nin Bebeğiyle AB Konseyi Toplantısına Katılarak Kadını Aile ile Kariyer Arasında Sıkıştıran Anlayışa İtirazı



Vicdan Vakfı gönüllüleri olarak her hafta dünyadan ve hayatın içinden bir vicdan davranışını seçiyor, onu görünür kılmaya çalışıyoruz.


Bu hafta gönüllülerimizin oylarıyla seçilen davranış; İsveç İklim ve Çevre Bakanı Romina Pourmokhtari’nin, Avrupa Birliği Konseyi toplantısına üç aylık bebeğiyle katılarak kadınlara yıllardır dayatılan “ya anne ol ya kariyer yap” ikilemine kendi hayatı üzerinden itiraz etmesi oldu.


Bu haftanın vicdan kahramanı: Romina Pourmokhtari.


Romina Pourmokhtari Kimdir?

Romina Pourmokhtari, 1995 yılında Stockholm’de doğmuş İsveçli bir siyasetçidir. İran’dan İsveç’e siyasi mülteci olarak gelen bir babanın kızıdır. Genç yaşlardan itibaren siyasetin içinde yer almış, Uppsala Üniversitesi’nde siyaset bilimi eğitimi almış ve Liberal Parti içinde hızla öne çıkmıştır.

2019-2022 yılları arasında İsveç Liberal Gençlik Örgütü’nün başkanlığını yapmış, 2022 seçimlerinden sonra İsveç Parlamentosu’na girmiştir. Aynı yıl, henüz 26 yaşındayken İklim ve Çevre Bakanı olarak atanmış ve İsveç tarihinin en genç kabine üyesi olmuştur.

Onun hikâyesi sadece genç bir siyasetçinin yükselişi değildir. Aynı zamanda göçmen kökenli bir ailenin çocuğu olarak Avrupa siyasetinin en görünür noktalarından birine gelen bir kadının hikâyesidir. Gençtir, annedir, bakandır ve bütün bu kimlikleri birbirine kırdırmadan kamusal alanda var olmaya çalışmaktadır.


Ne Olmuştu?

25 Haziran 2026’da Lüksemburg’da Avrupa Birliği Çevre ve İklim Bakanları Konseyi toplandı. Masada karbon emisyonları, biyolojik çeşitlilik, zararlı kimyasallar ve iklim politikaları gibi oldukça teknik ve ağır başlıklar vardı.

Yani bildiğimiz türden soğuk bir diplomasi masası: dosyalar, heyetler, çevirmenler, teknik belgeler ve geleceğe dair büyük kararlar.

Fakat o gün toplantı salonunda alışılmış görüntünün dışında bir şey vardı. İsveç İklim ve Çevre Bakanı Romina Pourmokhtari, üç aylık oğlu Adam’ı kucağında taşıyarak toplantıya katıldı.


Bu görüntüyü sadece “sevimli bir anne-bebek karesi” diye görmek eksik olur. Çünkü Pourmokhtari’nin yaptığı şey, özel hayatını rastgele kamusal alana taşımak değildi. Eşi Fredrik Holwaster da onunla birlikte Lüksemburg’a gitmiş, toplantı dışında bebeğin bakımını üstlenmişti. Yani bu, “bakıcı bulamadı, bebeği mecburen getirdi” meselesi değildi.

Pourmokhtari’nin vermek istediği mesaj zaten kendi açıklamalarında da belliydi. Kadınların iyi bir anne olmak ile başarılı bir kariyer sahibi olmak arasında tercih yapmaya zorlanmaması gerektiğini söylüyordu. Onun göstermek istediği şey şuydu: Bir kadın anne olduğunda aklından, emeğinden, mesleğinden veya kamusal sorumluluğundan bir şey eksilmez.

Bu yüzden bebeğiyle o toplantıya katılması, sadece kişisel bir tercih değildi. Kadınları yıllardır iki ayrı hayat arasında sıkıştıran anlayışa karşı görünür bir itirazdı.


Çünkü bu eski ve haksız dayatma hâlâ dünyanın birçok yerinde kadınların önüne konuluyor:

Ya iyi bir anne olacaksın ya başarılı bir kariyer yapacaksın.

Ya çocuğunu seçeceksin ya işini.

Ya evde var olacaksın ya kamusal alanda.


Pourmokhtari, bu ikilemi kabul etmedi. Kucağındaki bebeğiyle Avrupa’nın en ciddi diplomatik masalarından birine oturarak, annelik ile kamusal sorumluluğun birbirini yok etmek zorunda olmadığını gösterdi.

Bu davranışı daha anlamlı kılan bir detay daha vardı: Toplantının konusu iklimdi. İklim politikaları, sadece bugünün yetişkinleri için değil, esas olarak yarının çocukları için alınan kararlardır. O gün salonda bulunan üç aylık Adam, aslında o masada alınacak kararların sonucunu en uzun süre yaşayacak kuşağın sessiz temsilcisiydi.


Yani o bebek, sadece annesinin yanında duran bir çocuk değildi. Gelecek nesillerin, henüz konuşamayan ama geleceği bugünden belirlenen çocukların canlı bir hatırlatıcısıydı.

Toplantıdaki bazı bakanlar ve temsilciler bu durumu olumlu karşıladı. Polonya İklim Bakan Yardımcısı Krzysztof Bolesta, bebeğin toplantıya engel olmadığını, bunun hayatın doğal bir parçası olduğunu söyledi. Bazı temsilcilerin bebeğe hediye vermesi de bu görüntünün salonda soğuk bir protokol ihlali gibi değil, insani bir karşılaşma olarak algılandığını gösterdi.


Pourmokhtari’nin mesajının bir başka tarafı da eş desteğiydi. Kullandığı “tarih öncesinden kalma bir dinozor olmayan bir partnere sahip olmak” ifadesi ilk bakışta esprili görünebilir. Fakat bu cümle, çok ciddi bir meseleye işaret ediyor.


Çünkü birçok toplumda erkek hâlâ çocuk bakımında “yardım eden” kişi olarak görülüyor. Oysa çocuk bakımı yardım meselesi değildir; ortak sorumluluk meselesidir. Çocuk sadece annenin çocuğu değildir. Aile de sadece kadının sırtına yüklenen görünmez bir iş değildir.


Bir kadın kamusal alanda güçlü olsun isteniyorsa, evin içindeki yük de adil paylaşılmalıdır.

İsveç’in ebeveyn izni sistemi de bu anlayışın güçlü örneklerinden biridir. Ülkede ebeveynlere çocuk başına toplam 480 gün ücretli izin hakkı tanınmaktadır. Bu iznin bir kısmı sadece anneye, bir kısmı da sadece babaya ayrılmıştır. Böylece babaların da çocuk bakımında aktif sorumluluk alması teşvik edilmektedir.


Romina Pourmokhtari’nin yaptığı şey, işte bu anlayışı Avrupa’nın en görünür diplomatik salonlarından birinde somutlaştırmaktı.


Neden Bu Davranış Seçildi?

Bu davranış seçildi, çünkü Romina Pourmokhtari üç aylık bebeğiyle AB Konseyi toplantısına katılarak kadınlara dayatılan “ya anne ol ya kariyer yap” ikilemine somut bir cevap verdi.


Bunu sıradan bir ortamda değil; Avrupa’nın resmi, ciddi ve üst düzey karar alma masalarından birinde yaptı. Annelik, onun bakan kimliğini gölgeleyen bir eksiklik gibi değil, hayatın doğal bir parçası olarak oradaydı.

Bu tavır aynı zamanda çocuk bakımının sadece kadının omzuna bırakılmaması gerektiğini de hatırlattı. Eşinin sürece dahil olması, ailenin tek taraflı bir fedakârlık değil, ortak bir sorumluluk olduğunu gösterdi.


Bu yüzden Romina Pourmokhtari’nin davranışı bizim için örnek bir vicdan davranışıdır: Çünkü kadınları aile ile meslek arasında sıkıştıran anlayışa karşı, kendi hayatıyla net bir itiraz ortaya koydu.


Son Yazılar

Hepsini Gör
HAFTANIN ÖRNEK VİCDAN DAVRANIŞI

İnançlarını ve Kimliklerini Korumak Adına Askerliği Reddeden Ortodoks Yahudilerin Sivil İtaatsizliği Vicdan Vakfı gönüllüleri olarak her hafta dünyadan bir vicdan davranışını seçiyor ve görünür kılmay

 
 
 
HAFTANIN ÖRNEK VİCDAN DAVRANIŞI

Uçamayan Bir Kuşu Yeniden Gökyüzüyle Buluşturan Şefkat Dolu Bir Yürek Vicdan Vakfı gönüllüleri olarak her hafta dünyadan bir vicdan davranışını seçiyor ve görünür kılmaya çalışıyoruz. Bu hafta gönüllü

 
 
 

Yorumlar


bottom of page